Korku Nedir?

Sevgili Dostlar,

Bu hafta sohbet konumuz “Korku nedir” olacak. Aylar önceki bir sohbetimizde korkunun vücut sistemimizde nasıl geliştiğinden bahsetmiştim. Bu sefer korkunun kendisini konuşalım istedim.

Korku nedir diye başlayalım isterseniz. Korku tehlike yaratan veya yaratabilecek durum ve olgulara karşı kişinin beyninde oluşan bir tür alarm sistemidir. Yani kısmen kişi için faydalı bir duygudur. Kısmen diyorum zira “tehlike yaratan” durum ve olgular için bizi savunmaya veya önlem almaya yönlendirmesi tabi ki faydalıdır. Ancak bir de “tehlike yaratabilecek” durum ve olgular kısmı var ki bu noktada korkularımız genellikle bir illüzyondan, bir hayal gücünden öteye geçmez ve bizde gereksiz bir huzursuzluk ve endişe hali yaratır.

Korku gelişmiş bir beyin yapısına sahip tüm canlılarda olan bir duygudur. Ancak gerek hayvanlarda gerek se insanın ilk çocukluk yıllarında korkunun sadece “tehlike yaratan” durumlarda ortaya çıktığını görürüz. Tehlike yaratabilecek durumlara karşı korku duygusu yani illüzyon kısmı oluşmamıştır. Zaten hayal gücümüzün devreye girebilmesi için hatıra depomuzun oluşması gerekir ki bu da ancak ileri yıllarda olur.

Korku aslında bizi uyaran bir duygudur. Bu uyarı beynimizdeki amigdala bölümünün bazı kimyasallar salgılamasını sağlar. Salgılanan bu kimyasallar bizi savunma veya kaçma hareketine yönlendirir. Bu gerçek ve faydalı bir korkudur ve kendimizi korumamızı sağlar. Yaşadığımız, başımızdan geçen bu korkular kendi oluşum senaryolarıyla birlikte hafızamıza kaydolur. İleride benzer bir olayın ortaya çıkmasının ilk işaretlerini aldığında da senaryonun sonunu bildiği için derhal devreye girerek bizi oluşmakta olan tehlikeden korur.

Buraya kadar korkunun faydalı kısmından söz ettik ve faydasını belirttik. Ancak bu duygunun bir de hayatımızı zehir eden kısmı vardır. Yaşadığımız tehlikeli, riskli olayın bir benzerini başka kişilerden dinlediğimiz, televizyon veya gazete haberlerinde gördüğümüz zaman zihnimiz bu olayı da bizimkiyle aynı klasör içine kaydedecektir. Çoğu zaman bu benzer olay bizimkinden çok daha kötü bir sonla bitmiş olabilir. Zihnimiz en kötü sonu olan senaryoyu seçip olayımızın sonuna ekleyecektir.

İşte şimdi illüzyonumuzun, hayal gücümüzün devreye girme zamanıdır. Henüz hafızamızda bir kayıt yokken yaşamış olduğumuz ve bizi korkutan olayın ilk işaretlerini aldığımız anda bu sefer hafızamızdaki bu en kötü sonlanmaya sahip senaryo devreye girer. Beynimizin arka bölümünde bulunan kör noktamız “retiküler aktivasyon” fonksiyonumuz harekete geçer. Bu bölümün hiç duyusu yoktur aklımızdan geçenleri (mutlu, hüzünlü veya korkutucu düşünceleri) duyu gibi algılar ve olmuş kabul eder. Yani oluşmakta olan tehlikeli durumun sonunda o en korkunç son olacakmış ve biz de bunu yaşayacakmışız gibi bir bilgilendirme yapar. İşte bu noktada yaşayacağımız korku aslında yaşamakta olduğumuz tehlikenin çok daha üstünde ve yaşam kalitemizi bozacak bir düzeyde olur.

Peki, ne yapalım da kurtulalım bu korkulardan. Bence en doğrusu hepsinden kurtulmayalım. Başlangıçta da belirttiğim gibi hayal gücü katılmadan yaşanan korkular gerçekten bizim yaşam sigortamızdır ve bizi tehlikelerden koruyacaktır yani onlar kalmalıdır. Bizim kurtulmamız gereken korkular hayal gücümüzle güçlendirdiğimiz korkularımızdır. Bunlardan tam anlamıyla kurtulamayacak bile olsak en aza indirmemiz mümkündür.

Yapmamız gereken ilk hareket dış dünyadan duyma ve görme yoluyla aldığımız senaryoları dinlerken veya seyrederken yaşayan kişilerle kendimizi özdeşleştirmemeye çalışmaktır. Senaryonun sonunda yaşanan felaketin içine zihnimizden kendimizi veya yakınlarımızı koymayalım lütfen.

İkinci önemli nokta gerçek bir etkene doğrudan dayanmayan, hayalimizde yaratılmış olan ve literatürde “fobi” olarak vasıflandırılan korkularımızı çevremizle paylaşmayalım. Bu tip korkular genellikle bizi dinlemekte olan kişinin zihnine çok kolaylıkla bulaşabilir ve aynı senaryo kısa bir müddet sonra onun hafızasındaki yerini de alarak sizdeki aynı işlevi o kişide de göstermeye başlayabilir. Unutmayalım ki çevremizde kimin güçlü kimin zayıf bir içyapısı olduğunu bilmemiz imkansızdır. Bu korkularınızı sadece terapist veya yaşam koçlarınızla paylaşın lütfen.

Ve son olarak da en önemli tavsiyem “an” ı yaşamaya çalışın. Yani hayal gücünüzü devreden çıkartmak için o an içinde yaşamakta olduğunuz reel dünyaya dönün. Bunu yapabilmeniz için basit bir iki tavsiye vermek isterim, arabada gitmekte olduğunuz bir anda içinizden hayal gücü destekli bir korkunun yükseldiğini hissettiğinizde radyoda farklı bir kanal aramaya başlayın veya şarkı söyleyin veya korna çalın. Evdeyseniz televizyonu açın veya kendinize bir kahve yapın hatta kalkıp evinizin kapı zilini çalın. İlk okuyuşta saçma gelen bu uygulamaların sizi nasıl hayal gücünüzün korku sarmalından çıkartıp gerçek dünyaya döndürdüğünü gördüğünüz zaman şaşıracaksınız.

Hepinize tüm korkulardan arınmış kadife yumuşaklığında geçecek uzun ömürler dilerim.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

www.halukgultekin.com

instagram: m.halukgultekin