Aşkın Bitişi

Sevgili Dostlar,

Bu haftanın sohbet konusu aşkın bitişi olacak. Bildiğiniz gibi 28 Haziran ve 06 Eylül 2015 tarihlerinde yapmış olduğumuz sohbetlerde aşkın oluşum ve gelişim sistematiklerinden bahsetmiştik. Grubumuza yeni katılmış olan dostlarımızın bu yazılara da bir göz atmalarını tavsiye ederim.

Bu sefer de bu büyük duygunun bitişinden bahsedeceğiz. Bitiş yumuşayarak giden ve bir zamana yayılan tarzda gerçekleşirse her iki taraf da sorun yaşamaz. Zaten bu tip bitişlerde şiddeti azalmış olan duygu sonlanmamakta, başka bir şekle dönüşmektedir. Birliktelik en azından fiziksel anlamda devam ediyorsa sakin ve şefkatli bir sevgiye dönüşebileceği gibi fiziksel kopma varsa hoş bir arkadaşlığa da dönüşebilir.

Tam aksine bitiş sert ve ani olursa çok acı verici, bir anlamda yönümüzü kaybettirici olabilir. Her ne kadar bu tarz bitişlerde bitirenin bu acıları yaşamadığı sanılırsa da onun için de bu geçiş kolay olmayacaktır. Sahip olduğu tek avantaj bu bitişin sürprizini ve şokunu yaşamayacak olmasıdır. Mutlaka bir süredir bu bitişin hazırlığını yapmakta ve kendince haklı sebeplerini biriktirmektedir. Yaşayacağı sıkıntı biten birlikteliğin alışkanlıklarının sona ermesi, bu yüzden yaşamında olacak değişikliklere adaptasyon sorunu ve verdiği kararın vicdani yükü ile sınırlı olacaktır.

Asıl büyük darbeyi alacak olan ise bu kararın edilgen tarafındaki kişi olacaktır. Bunun başlıca üç sebebi olabilir:

1-Genellikle bu bitiş için kendisinin de haklı olacağı sebepleri toplamamıştır ve toplaması da zaman alacaktır. Böyle bir hazırlık yapmadığı için kendisini kandırılmış, kullanılmış hissedecektir.

2-Sevdiği kişi büyük bir olasılıkla (hatta genellikle) yaşamının bir yerinde kendisini derinden etkilemiş bir kişinin fiziksel ve/veya davranışsal özelliklerine sahiptir. Bu zaten o kişiye duyduğu büyük çekilimin gerçek nedenidir. Bu kişi anne veya baba olabilir. Bu ayrılık veya terkediliş de iç dünyasında o kişi tarafından terkedilmesi duygusunu yaşatabilir.

3-Birlikteliği sırasında yaşamakta olduğu pek çok duygudan biri de karşısındaki kişinin yanında yaşamakta olduğu korunma ve güven duygusudur. Bu bitişle birlikte yaşayacağı önemli travmalardan biri de boşlukta kalmışlık hissidir. Çalkantılı bir denizin kıyısında sağlam bir iskeleye sağlam iplerle bağlı olduğu duygusunu yaşarken kendini aniden ipleri çözülerek denize salınmış sandal gibi hissetmek bu boşluk hissinin en yakın tarifi olacaktır.

Gelelim bu üç ana sebepten dolayı yaşanmış olan büyük duygusal darbeyle nasıl başa çıkacağımıza.

Her bir sebebi kendi içinde hallederek gitmeye çalışalım isterseniz. Birinci sebepte sözünü ettiğimiz bitiş için haklı sebepler bu ayrılıkta edilgen durumda kalmış olan kişide de vardır. Biraz düşünür, biraz yaşadıklarını hatırlarsa “olsun” dediği, “fark etmez” dediği, çok üzülüp de içine attığı, çok kızıp da kendini bastırdığı olayları kolaylıkla bulacaktır.

İkinci sebeple başa çıkabilmek için önerim sevdiği ve şu anda kendisini terk etmiş olan kişinin kendisini çeken, hoşuna gitmekte olan, hatta ona aşık olmasına sebep olan özelliklerini alt alta bir kağıt üzerinde sıralamasıdır. Kısa bir ara verip bu listeye tekrar baktığında iki şeyi fark edecektir. Birincisi bu özelliklerin büyük bir kısmı yaşamında kendisini derinden etkilemiş olan bir kişiye aittir. Böylece aslında yaşadığı ayrılık hüznüne sebep olan ve yaşam senaryosu içinde zor vazgeçilen kişi özelliğini taşıyan kişiyi de bulacak ve bu kıymetli hüznün aslında kime ait olduğunu anlayacaktır. İkincisi ise bu özelliklerin aslında hiç de bir kişiye özel olmadığını çevresinde bile pek çok kişide bulunabileceğini görecek ve terk eden kişinin hiç de tanrısal bir seviyede olmadığını fark edecek ve onu o seviyeye çıkartanın kendi bakış açısı olduğunu anlayacaktır.

Üçüncü sebebin çözümü daha mekanik bir temele dayanmaktadır. Kişi kaybettiği güven ve korunma duygusunu yönlendirmek zorundadır. Bunu uzun zamandır uygulamak isteyip de uygulayamadığı ve o yönde yeteneği olduğunu bildiği bir hobisini uygulamaya başlayarak da yapabilir. Burada kazanacağı başarıdan kaynaklanacak olan yeterlilik ve özgüven duygusu kaybettiği güven ve korunma duygusunun yerine geçerek kişiye kendini iyi hissettirecektir. Böyle bir hobisi veya yeteneğine güveni yoksa kaybettiği güven ve korunma duygusunu başka bir kişiye yönelterek geçici de olsa geri kazanacaktır. Bunu da iskeleden ayrılan sandalın geçici olarak bir şamandıraya bağlanmasına benzetebiliriz. Burada şamandıra rolünü candan bir arkadaş oynayabileceği gibi bir yaşam koçu, bir yol arkadaşı da oynayabilir. Önemli olan kişinin her içi daraldığında onu dinleyebilecek sabır ve şefkatle yardımcı olabilecek birinin olmasıdır.

Gördüğünüz gibi biraz karışık olmakla birlikte insan ilişkilerinde her konunun bir açıklaması ve çözümü vardır. Ne aşık olmaktan korkun ne de terk edilmekten. Tüm duygularınızı doya doya ve zamanında yaşayın.

Hepinize sevgilerle dolu güzel ve uzun bir ömür diliyorum.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

www.halukgultekin.com

instagram: m.halukgultekin