Evlilik

Sevgili Dostlar,

Geçen hafta eşimle evlilik yıldönümümüzdü. Hem de otuz dokuzuncu yıl. Söz, nişan, flört gibi süreleri de ekleyecek olursak birlikteliğimizin kırk birinci yılını tamamladık. Bu uzun süre içinde pek çok arkadaşımız ikinci hatta üçüncü evliliklerini yapıp, bazıları bunları dahi sonlandırdılar. Bu uzun sürenin bahsi geçtiği her ortamda “ne kadar şanslısınız karşılıklı olarak doğru insanları bulmuşsunuz” cümlesini duyduk kimse ne kadar doğru bir yol çizmişsiniz demedi. Evlilikte şans faktörü tabi ki vardır ama zannedildiği kadar büyük bir değere sahip değildir. Birazdan değineceğim.

Her zaman savunduğum gibi evlilik insan tabiatına çok da uygun olmayan bir sistemdir. Farklı ortamlarda yetişmiş farklı eğitimler almış farklı hedefleri olabilen iki düşünebilen bireyin bir evde birlikte yaşaması ve senkronize olması üzerine kurulmuştur. İşte evliliğin zor olmasının ilk sebepleri bu cümlenin içinde yer almaktadır. Cümlenin temel kelimesi de “düşünebilen” kelimesidir.

Farklı ortamlarda yetişmiş farklı eğitimler almış ve farklı hedefleri olan bu iki kişi düşünebildikleri için bu farklılıklarının üzerine gelişmeler kaydedeceklerdir. Başka bir deyişle yılların getireceği gelişme olgunlaşma süreci bu farklı başlangıçların rotasını izleyecektir. Her iki taraf için de gelişme bu farklılıkların ilk andaki seviyesine paralel giderse yani yatay olursa fazla sorun olmaz zira daha en başta bu farklılıklar eşler tarafından tolere edilmiştir. Gelişme birinden birinde veya her ikisinde birden dikey olursa başlangıç farklılıkları artarak ve keskinleşerek kabul edilemez düzeylere varabilir.

İşte şans faktörü burada önemli bir rol oynayacaktır. Gelişmenin yatay olması her iki taraf için de biraz şansa ihtiyaç duyar. Dikey gelişim tek tarafta olursa zaman alsa da yabancılaşma kopma ve ayrılık mutlaka gelecektir. Her iki taraf da dikey gelişime girerse bu kopuş için fazla beklemeye de gerek kalmayacaktır.

Şans faktörü çok da önemli bir yer tutmuyorsa uzun süren evliliklerin gerçek sırrı nerededir diye bakacak olursak bulacağımız cevap “doğru organize edebilmek doğru kurabilmek” olacaktır. Aramızda tavla oynayanlar gayet iyi bilirler ki tavlada kazanabilmek için doğru kurulum, doğru dizilim olmazsa olmaz bir etkendir. Siz pullarınıza doğru pozisyon aldıramadıysanız şansınız ne kadar yardımcı olmaya çalışsa da işe yaramayacaktır.

Peki, evlilikte doğru kurulum için ne yapmamız gerekir. Hem bir “ilişkiler koçu” hem de ortalamanın epey üstünde bir süre sağlıklı bir evlilik yaşamış bir kişi olarak özellikle genç evlilere tavsiyelerimi maddeler halinde vermeye çalışacağım.

1- Evlilik öncesi her şeyi açık açık konuşun. Bu her şeyin içine hem var olan yani geçmişinizde veya içinizde olanlar, hem de hayattan ve eşinizden beklentileriniz girer. Geçmişiniz derken eski aşklarınızla neler yaşadığınızı nerelerde gezdiğinizi kastetmiyorum. Hatta bunları detaylandırmamanızı tavsiye ederim ileride bu detay kırıntıları kanamalı ruhsal yaralara sebep olabilir. Benim kastettiğim eski ilişkilerinizde beklentileriniz, düşleriniz, hayal kırıklıklarınızdır. Önünüzdeki yaşam ve eşinizle ilgili olarak beklentilerinizi ve düşlerinizi de mutlaka açık ve detaylı olarak paylaşın lütfen.

2-Bekarlık evinizden ayrılırken eskiye ait olan ve yeni hayatınızda ihtiyaç duymayacağınız her şeyi orada bırakın. Buna daha önceki birlikteliklerinizle olan hatıralarınızdan tutun da annenizin yaptığı pilavın lezzetine veya babanızın eve girerken mırıldandığı şarkıya kadar her şeyi. Bütün bunların yenilerini yaşayacaksınız eskileri bırakın ki yenileri yaşamaya hazır olun.

3-Mutlaka ilk günlerden itibaren aranızda bazı fikir uyuşmazlıklarınız olacak. Koltuğun hangi köşede durması gerektiği bile bir tartışma konusu olacak. Tartışmaktan korkmayın asla susup fikrinizi içinize atmayın. İnanın ki içinize attığınız bu fikirleri vücut zamanla hazmetmiyor ve biriktikten sonra çıkışı muhteşem oluyor J Burada önemli olan tartışmanın dozu ve yapıcı olması en çok buna dikkat edin.

4-Tartışırken konunun içinde kalmaya gayret edin en öfkeli anınızda bile ana konunun dışına çıkıp sırf karşınızdakinin canını yakmak amacıyla aile fertleri eski dostları gibi onun için özel değer taşıyan kişilere yönelik sözler söylemeyin. Bunu yaptığınız zaman geri dönüşü olacağından emin olun, bir gün o da sizin değerlerinize saldıracaktır.

5-Eşlerden hiçbiri diğerine baskı kurmaya, onu yönetmeye çalışmamalıdır. Unutmayın ki kıskaçlar karşılıklıdır siz ona ne kadar hükmetmeye çalışırsanız o da size aynısını yapacaktır ve daralan yaşantınız çekilmez hale gelecektir.

6-Ortak yaşamınızın her döneminde birlikte keyif alabileceğiniz konular, uğraşlar bulmaya çalışın. Unutmayın ki ne fiziksel beğeni ne cinsel çekicilik sonsuza kadar sürmüyor. Birlikteliği sürdüren bu ortak uğraşlar, ortak hedeflerdir.

Hepinize ömür boyu sürecek mutlu birliktelikler diliyorum.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

www.halukgultekin.com

instagram: m.halukgultekin