Erteleme Takıntımız

Sevgili Dostlar,

Bu hafta konumuz yaşantımızı bazen fazlasıyla etkileyen “Erteleme takıntısı” olacak. Hepimizde az çok bulunan ve yaşantımızı çoğu zaman olumsuz yönde etkileyen bu takıntı üzerinde durulması ve giderilmesi gereken bir faktördür.

Hayatımızın her döneminde ileriye dönük olarak planlar kurarız. Bu planların bazıları birkaç senelik bir zaman dilimi içinde gerçekleşecek olanlar, bazıları da haftalık, günlük hatta saatlik planlardır. Kişilik yapımızın özelliklerine göre bu planların gerçekleşme oranı da değişir tabi ki. Ancak bazı kişilerde bu oran çok düşük olmakta ve kişi hem kendi gözünde hem de çevresindekilerin gözünde ham hayalperest olmakta ve “onun ipiyle kuyuya inilmez” damgasını yemektedir.

Peki, niye böyle olmakta, acaba gerçekten bu kişi yapmayacağı şeyleri mi seçip planlamakta ve her seferinde ertelemek zorunda kalmaktadır. Bu tabi ki mümkündür az bir olasılıkla olsa bile sebeplerden biri bu olabilir. Yapılmakta olan bir plana oldum olası sıcak bakmamış bir kişiye o plana uymak üzere hatır gönül baskısı yapılırsa kabul etmiş gibi yapabilir. Aslında ilk andan itibaren o plana dâhil olmayacağını kendisi de biliyordur. Daha açık olması için kendimden bir örnek vermek isterim. Ben tüm yaşantım boyunca Pazar günü yapılan “brunch” lara sıcak bakmadım, bana hiçbir anlam ifade etmedi. Yurtdışında yaşadığım dönemde bir süre için bir ailenin yanında kalmıştım o süre içinde her pazar uygulanırdı brunch âdeti ve ben hepsine de katıldım çünkü bir anlamı vardı. Pazar sabahları tüm aile kalkınca kahvaltı etmeden dini törene katılmak üzere evden çıkar ve tören bitiminde de dağılmadan yine tüm aile olarak yemeğe gidilirdi. Saat on biri geçerek başlayan bu yemek kahvaltı ve öğle yemeğinin birleştirilmiş halini alır ve yaklaşık saat ikiye kadar sürerdi. Yani niye o saatte yemeğe gidildiğinin, niye iki öğünün birleştirildiğinin bir anlamı vardı. Ülkeme döndükten sonra yapılan hiçbir brunch teklifini gönülden kabul etmedim sadece baskı yoğunlaşınca “bakarız”, “belki”, “kısmet olursa” dedim. Bu sözleri plana katılacağım yönünde algılayanların gözünde ben de ipiyle kuyuya inilmezler kervanına katıldım J

Ertelemelerde ikinci bir sebebimiz kurduğumuz planda olacak çevresel koşul değişikliklerini dikkate almamamızdır. Sabah kahvaltısında “akşam işten gelir gelmez spora gideceğim” diyen kişi büyük ihtimalle içinde bulunduğu tam dinlenmiş konumu dikkate alıyor akşam iş dönüşünde de aynı ruh ve beden dinginliğinde olacağını varsayıyordur. Veya temmuz ayında Rize’nin dağlarında turistik gezi yaparken konakladığı odundan yapılmış otelin otantik havasından etkilenerek “önümüzdeki yılbaşını burada geçirelim” diyen kişi 31 Aralıkta o dağ yollarının ve o otelin ne halde olacağını dikkate almıyor ve büyük ihtimalle de mevcut duruma göre bir yansıtma yapıyordur. Gerek akşam spora gitme, gerekse yılbaşını Rize’nin dağında geçirme planları yapan kişiler de zamanı gelince içinde bulundukları ve öngöremedikleri şartlar yüzünden bu planları ertelemek zorunda kalacak ve ipiyle kuyuya inilmezler kervanına katılacaklardır.

Ertelemelerde üçüncü bir sebebimiz de planımızı tüm detaylarıyla hayal ederek aklımızdan geçirmemiz ve bunun sonucunda da beynimizin arka kısmında bulunan ”retiküler aktivasyon” bölgemizin planı gerçekleştirilmiş olarak algılaması ve görev tamamlandı mesajı vermesidir. Özellikle başlanan diyet programlarının sonuca ulaşmadan terkedilmesinde bu sebep rol oynamaktadır. Kişi diyet programını uygulamaya başladıktan bir süre sonra son iki haftada verdiği kilo durumuna bakarak basit bir hesapla bu kiloyu hafta sayısıyla çarpmakta ve hedeflediği kiloya kaç haftada ulaşacağını bulmaktadır. O son noktaya kadar olan haftaların hayalini kurup hatta detaylandırıp hangi haftada giyemediği hangi kıyafetini giyebileceğine kadar süslü bir hayal zinciri oluşturursa bilin ki o diyet programı bitmek üzeredir. Ben kişilere asla yapamayacakları bazı şeylere bu yöntemle ulaşmalarını ve beyinsel bir tatmin yaşamalarını önermekteyim ama yapılabilecek hatta yapılmak üzere yola çıkılmış bir projede bu yöntem en büyük tuzak olacak, diyetten dönen dostumuz da kuyu ekibine dâhil edilecektir J

Öyleyse planlarımızı ertelemek zorunda kalmamak için bu üç sebebi ciddiye alıp göz önünde bulundurmamızda fayda var. Birincisi asla sıcak bakmadığımız bir plan için baskı ne kadar büyük olursa olsun hatır için evet demeyelim. İkincisi planı yaparken içinde bulunduğumuz fiziksel ve ruhsal şartları değil planın uygulama zamanındaki şartları dikkate almayı ihmal etmeyelim. Üçüncüsü de daha yolun yarısını bile geçmemişken tüm yolun hayalini kurup tatmin hissini yapay olarak yaşamayalım.

Hepinize ertelemediğiniz ve ertelenmediğiniz keyifli planlarla dolu bir yaşam diliyorum.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

www.halukgultekin.com

instagram: m.halukgultekin