Dertleşme

Sevgili Dostlar,

Bu hafta sizlerle geçtiğimiz iki hafta içinde yaşadığım bir deneyimle ilgili sohbet etmek ve bu vesile ile de üniversite giriş sınavlarının sistematiğindeki eşitsizliğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

26 Şubat günü bir genç kızımız bana mail atarak üniversite giriş sınavına hazırlanmakta olduğunu ve derslere odaklanamadığını belirtti ve ona bu konuda yardım edip edemeyeceğimi sordu. Ben de edebileceğimi söyledim ve verdiği telefon numarasından ertesi gün aradım. 18 yaşında bir kızımızdı telefondaki, sınava ikinci defa girdiğini geçen yıl, aşırı heyecanlandığı için başarısız olduğunu bu yıl da benzeri bir sorun yaşamaktan korktuğunu söyledi. Tabi bu korku beklentisinin onda yarattığı kaygı dersine odaklanmasını engelliyordu. Yarım saatten fazla süren telefon konuşmamızın sonuna doğru sınava kalan süre az olduğu ve daha etkili olacağını düşündüğüm için isterse yüz yüze de konuşabileceğimiz söyledim. Kısa bir sessizlikten sonra bana İstanbul da oturmadığını söyledi. Nerede oturuyorsun dediğimde de yine kısa bir tereddüt sessizliğinden sonra “Yüksekova” hocam dedi, Hakkari Yüksekova diye de netleştirdi. Niye bir an düşündüğünü sorduğumda da hocam herkes bizi terörist sanıyor siz de yardım etmekten vazgeçersiniz diye korktum dedi. O an ülkemin geldiği durum için de, bu kızımızın içinde bulunduğu durum için de büyük bir hüzün geçti tüm bedenimden.

Tabi ki o andan itibaren sınav gününe kadar yoğun bir tempoyla çalıştım kendisiyle, her gün mailleşerek konuşarak ilk günlerde yavaş yavaş aşmaya başladık kaygısını. Hatta ilave bir güç olarak geçen yıl bu sınavı kazanmış olan bir genç kızımızı da devreye soktum, o da kendisiyle her gün yazışmaya ve konuşmaya başladı. Süre çok kısaydı ama biz inançlıydık ve başarıyorduk. Tam o sırada bulunduğu bölgede terör birden tırmandı kızımız artık silah ve bomba sesleri arasından temas kurmaya başladı benimle. İçinde bulunduğu duruma ilave olarak kendisi ve ailesi için duyduğu can kaygısı da eklendi. Korkudan kursa gidemez oldu gidebildiği zaman da ya kursun erken kapanarak boşaltılması telaşını ya da çıkışta çatışmanın ortasında kalır mıyım korkusunu yaşadı. Tabi ki bu son haftalarda dershanelerde yapılan deneme sınavları da yapılamaz oldu. Diyeceksiniz ki son iki haftada yapılacak deneme sınavının katkısı ne olacak ama inanın ki başarırsa kendine güveninin gelişmesi başaramazsa nerede hata yaptığını görmesi açısından çok önemliydi.

Bu atmosfer içinde son güne geldik. O gün aile sınav sonrasında bölgeyi terk etme kararı aldı kızımız kendisinin ve ailesinin en azından canlarının kurtulacağı fikriyle bu karardan moral buldu. Bana çok inandırıcı gelmedi bütün ailenin bölgeyi terk etme kararı zira baba orada esnaflık yapmakta ve ailesinin geçimini sağladığı düzeni elinde yeterli birikim olmaksızın bırakıp gitmesi imkansızdı. Bu fikrimden hiç bahsetmedim ve akşamüstü son uzun konuşmamızı yaptık telefonda. Kızımız sınava hazır hissediyordu kendisini ama ben biliyordum ki donanımsızdı, geleceğe dönük moralsizdi ve can korkusu içindeydi.

Sabah tüm ülke de aynı saatte başlayan sınava ülkenin her noktasındaki adaylarla birlikte ama böylesi bir ruhsal yapı içinde girdi. Saat 12.50 gibi galiba başardım hocam dedi telefonda hepimiz rahatladık. Eğer gerçekten başardıysa hayalindeki “İngilizce öğretmenliği” yolunda başarılar diliyorum ve bir nebze de olsa bu yolda bir katkı sağlayabildiğim için kendimi iyi hissediyorum. Sınavdan üç saat sonra kızımız ve kardeşi kuzenleriyle birlikte dayılarına gitmek üzere bölgeden ayrıldı, tahmin ettiğim gibi anne ve baba onlarla gidemedi hüzün verici bir ayrılık yaşandı.

Ben tamamen rastlantı eseri bu konunun içine girmiş olmasaydım belki farkında bile olmayacaktım ülkemin bir tarafında ne kadar eşit olmayan şartlarla bazı çocuklarımızın eşit olması gereken bir sınava hazırlandıklarını. Zaten önceden beri iki saatlik bir sınavın bir gencin bütün geleceğini ipotek altına almasına karşıydım. O gün veya özellikle o saatler kişinin herhangi bir sebeple, evdeki bir ölüm olabilir, yaşanan bir trafik kazası olabilir, sevgiliden ayrılma olabilir hatta bir gece önce anne baba arasındaki bir kavga bile olabilir, moral düzeyinin en düşük olduğu zamanlara rast gelebilir. Biz nasıl o bir günün veya birkaç saatin başarısızlığıyla bir gencin hayatını mahkum edebiliriz. Hele ki bu sözünü ettiğim bölgesel şartlar asla o çocukların suçu değilken bunun sonucunun onun hayatını etkileyecek olması sınavın eşitliği konusundaki kaygımı iyice arttırdı.

Hiçbirimizin ne bu şartların ne de bu sınav sitemini değişmesi konusunda bir şey yapamayacağımızı bilmeme rağmen yaşadığım bu enteresan deneyimi ve bende oluşturduğu kaygıyı sizlerle paylaşmak istememin sebebi bizden kuş uçuşu bir saat mesafede neler yaşandığını bilmemiz ve sadece arada bir de olsa kendi küçük dertlerimize şükretmemizi sağlamaktı.

En içten sevgilerimle

Haluk Gültekin

Yaşam ve İlişkiler Koçu

www.halukgultekin.com

instagram: m.halukgultekin